“Bana göre zeki olan güzeldir.” Önder Abdullah Öcalan

0

Önder Abdullah Öcalan

Aşk: Amacı için bin dereden su getirmedir. Aşk: Amaçtır, özgürlüktür.
 Aşk: Mutlak özgürlük tutkumdur.
 Aşk: Kara sevdayı bitirmedir.
Aşk: Büyümektir, zaferdir. 
Aşk: En üst düzeyde kendini halkına adamadır, sevmedir. 
Aşkı en üst düzeyde ben seslendiriyorum, genelleştirmişiz yeterlidir.

Bencilliğin en büyük tehlikesi, kimseye bir şey öğretemez. Yalnız kendisini değil etrafını da bitirir. Tarzınızda aşırı niyetlerle bağlılık var. Etrafı şangır şangır titretin. Kişiliğiniz dondurulmuş. Bağlılık lafla, ucuz duygularla olmaz, militanlıkla olur.

“Bana göre zeki olan güzeldir, güzel olan zeki olmak durumundadır”

Karılaşma sanıldığı gibi salt bir cinsiyetçi obje değildir. Karılaşma özde sosyal bir özelliktir. Bir özelliği çağrıştırmıyor. Kölelik, boyun eğme, hakareti sindirme, ağlama, yalancılığa alışma, iddiasızlık, kendini sunma vb. gibi özgürlük ahlakının reddetme durumunda olduğu tüm tutum ve davranışlar karılık mesleğinden sayılır. Bu yönüyle düşürülmüş toplumsal zemindir. Köleliğin aslî zeminidir. En eski ve tüm köleliklerin, ahlâksızlıkların üzerinde işlevselleştiği kurumsal zemindir. İşte uygarlık toplumu bu zeminin tüm toplumsal kategorilere yansıtılmasıyla da alâkalıdır. Toplumun bir bütün olarak karılaştırılması sistemin yürümesi için gereklidir. İktidar erkeklikle özdeştir. O zaman toplumun karılaştırılması kaçınılmazdır, çünkü iktidar özgürlük ve eşitlik ilkesini tanımaz. Aksi halde var olamaz. İktidarla cinsiyetçi toplum arasındaki benzerlik özseldir”

“Ben kadınla aklım ve yüreğimle ilişkilenirim”

“Siz kendinizi doğrular temelinde yapılandırmazsanız, başkaları sizi kendi doğrularına göre yapılandırır.”
“İnceleme ve araştırma için mitoloji, Tanrıça Kültü ve Altın Dal’ı okuyabilirler. Diyonisos kültürü, Hintlerde Krişna ve Kopi kültürü, Balkanlarda Orfi kültürü, Adonis, Kibele, Mezopotamya’da İnanna, İştar, Hz. Meryem üzerinde yoğunlaşılabilir. Bakhalar Alayı’nı inceleyebilirler. Bilimsel eğitim amacıyla bunları söylüyorum. Kadın özgürlüğü sağlayacak, demokrasi kadının zaferi olacaktır. Neolitiğin anaları olarak, günümüzün demokratik değerlerinin en temel yaratıcıları olacaklar. Dil, kültür, sanat konusunda, demokrasi konusunda kendilerini müthiş derecede geliştirmeleri ve eğitmeleri gerekir. Neolotik devrim dediğimiz şey kadın devrimidir. Gordion Childe’da da bu var. Sınıflı tarih, uygarlaşma ve uygarlık devrimi de erkek devrimidir. Erkek egemenlikli toplum baskıcıdır, kavgacıdır. Neolotik devrim kadın devrimidir. Kadın yoldaşlar bunu incelemeliler, bu temelde eğitimlerini derinleştirmeliler. Kadın yaşamına ilişkin edebi nitelikte olan eserleri okusunlar. Cleopatra ve Safiye Sultan gibi kitaplar var. Devlet ve kadın denen olayı anlamak için günümüz kadın hareketini incelesinler. Kadının gözüyle nasıl bir toplumsal yaşam sorusuna cevap olabilmelidirler. Bu çalışmalar sonucunda kadının kölelik ve özgürlük tarihi ortaya çıkar. Ben de yoğunlaşıyorum. Bu alanda çalışmayı çok tarihi ve önemli buluyorum.

Lafazanlığı, çok kısık sesle, ürkek konuşmayı, gür ama içinde tahakkümü barındıran, estetikten yoksun erkek taklidini içeren ses tonlarını, konuşma tarzlarını, kadınsılığı ifadelendiren davranış biçimlerini, ezik durmayı, her an kendisinden şüpheye kapılmaya müsait red ve kabulleri, silik güvensiz duruşları, ifadelenişi bireyci, kendi cinsi karşısında rekabetçi yaklaşımları, aidiyetten yoksun yapılanmış ‘ben’liğin yaşama kendisini bencilce dayatmasını, duyguların çözümsüz ve çaresizliğe endekslenmiş dışavurumlarını, yersiz gülüşleri, yersiz ağlayışları, sevinçte de öfkede de yüzeysel kalışları, çabuk parlayıp çabuk sönüşleri, yani amaçlarını yeterince netleştirmemeyi, yürüyüşünü örgütleyememeyi, erkeğe kaçamak bakışları, kendi içinde erkeğin kadını olma özelliklerini saklı tutmasını ve bunu davranışlarıyla erkeğe yansıtmasını, bu anlamda erkeğin kendini özgürleştirme mecburiyetini yaşamasını engellemeyi, erkekle güç ilişkisini saklı bir var olma alanı olarak tanımlamayı, başkasının beğenisini kazanma çabasıyla biçimini belirlemeyi, özden olamamayı, güçsüzlüğün sarmalında içte teslimiyet bayrağı çekilmişken dışta bireyci bir güç yansıtmayı, bu anlamda derin bir kompleksliliği, açık olmayı başaramamayı, kapalı, karanlık köşelere sığınmayı vb. yoğun olarak eleştiriyordu.

“Cahil kadından nefret ediyorum çünkü tehlikelidir, çirkindir…”

“Amacın güneş kadar netse yöntemini bulursun!”

“Cinsinizi sevmelisiniz… Kadın Örgütlülüğü erkek egemenliği karşısında en büyük güçtür”

“Kendini özgürleştirmeyen, başarısı olmayan erkeğe selam bile vermeyeceksiniz”

İlkelerine en çok bağlı olmayı bilenler, bunu tüm yaşamlarında yaşatmayı başaranlardır. İlkesiz, programsız olmak hedefsiz kalmak, her esen rüzgâra kapılmak, kendi kişisel zaaf ve hırslarına kapılmak anlamına da gelir. O halde kendini büyük çabalarla edinilmiş bir teorik, ahlaki ve politik zihniyete dayandıranlar ve daha somut toplumsal dönüşüm ilkeleri olarak programa bağlayanlar, partileşmede en önemli bir adımı atmış sayılırlar. Bu iki adımı atamayanların partileşmesi sakattır veya sempatizanlıktan öteye gitmez. Belki de onlarca yıl iç yoğunlaşmayı, nefsini terbiye etmeyi ve erdem, yetenek kazanmayı gerektirir.

Partileşme konusunda en önemli halkayı partiye, onun yarattığı toplumsallığa ve mücadele çizgisine doğru katılım konusu teşkil etmektedir. Yaşanan tüm kadrosal sorunların temelinde partiye doğru katılamama konusu yatmaktadır. Dolayısıyla PAJK nasıl bir parti ve örgüt gerçeğine sahiptir, nasıl bir toplumsallığı yaratmayı esas alıyor, ona katılım neleri gerektirir sorularının aydınlatılması gerekir. Bunun içinde en başta Parti tarihini doğru bilmek, hangi şartlarda çıktığını, özgünlüklerini ve özelliklerini doğru anlamak, mücadele pratiğini öğrenmek ve en önemlisi de Önderlik gerçeğini doğru kavramayı gerektirmektedir.

“Bugün saflarımızda yoğunca bir söz veya gerçek tekrarlanıyor: ‘Kendini yaşadı’ veya ‘Kendini yaşamaya bayılıyor.’ Güzel, kendini yaşamak zaten gerekir. Ama hangi kendini yaşayacaksın? Eğer bu kendin cücelikse, eğer bu kendin düşmana hizmetse, yoksulluksa, eğer bu kendin çaresizlikse, eğer bu kendin çirkinlikse, zavallılıksa, ne yapacaksın kendini yaşamayı? Al yerin dibine batır! Benim gibi kendinizi yaşamaya çalışın. Politik yaşayın, askeri yaşayın, ideolojik yaşayın, örgütsel yaşayın, estetik yaşayın.”

“Bağlılık; ne ölmektir, ne de kendini yaşamaktır. Bağlılık, ilkelerden taviz vermemektir”

“Kendi savaşınızı, kendinize karşı içinizde verin. Vermezseniz herkesi suçlarsınız. Karşınızdakini yargılamadan önce, kendi iç yargılamanızı geliştirin. Şunu unutmayın ki, çaresiz kişiliklerin yapamayacakları kötülük yoktur(…) Geriliklere karşı öfkeniz ne kadar büyük olursa, çalışmanız da bir o kadar büyük olur(…) Güçlenme, düşünce gücü, irade gücü oluşturmadır. Yıkılması en zor gericilik, kadının gericiliğidir ve en tehlikeli olanıdır. Ne kadar geri ideoloji varsa, bizimkiler “siyaset” diye yaşıyorlar. Dağda yaşayabilmek bir ideoloji meselesidir. İnsan yetiştirmeyi, gelişmeyi kendinize zevk edineceksiniz. Bizimkilerin hepsi bencildir.”

“Devrimcilik zayıflıklara, küçüklüklere karşı gelmektir. Bunun dışı karşı devrimdir. Yol-yöntem sorunu olan, karşı devrimcidir. Bir devrim öğrencisisiniz, herhalde kendinizi adayacaksınız. İkiyüzlülük yapmazsanız, Sema’ya yoldaş olabilirsiniz. Mahalli sınırları aşamazsanız ulusal, evrensel kişiliğe ulaşamazsınız.”

“Liberalizmin ideolojisi, saldırısı karşısında nasıl yaşamalı ve nereden başlamalı soruları aciliyet kazanır. Nasıl yaşamalı, ne yapmalı ve nereden başlamalı sorularına verilecek ilk ortak cevap, sistem içinden ve sisteme karşıtlık temelinde başlamalıdır. Fakat sistemin içinden sisteme karşıtlık eski bilgeler düzeyinde her an ölüm pahasına hakikat savaşçılığını gerektirir. Nasıl yaşamalı, nereden başlamalıyla iç içe olarak, modernitenin bir zırh gibi giydirdiği deli gömleğini çıkarır gibi nefret ederek bu yaşamdan vaz geçeceksin. Gerektiğinde her an kusarak içindeki bu yaşamdan mideni, beynini ve bedenini arındıracaksın. Sana dünya güzeli gibi kendini sunsa bile içini kusarak yanıt vereceksin. Ne yapmalı sorusuna diğer iki soruyla iç içe olarak, sisteme karşı hep eylemlilik biçiminde bir yanıtla karşılık vereceksin. Ne yapmalının cevabı, bilinçli örgütlü pratiktir.”

Kendi çizgisinde çelikleşmeyen çabuk çözülür, Farklı kadın olmaktan korkmayın. Hep düşünen ve kendini yapan tip olun. Kendinizi “kendini yapan” duruma getirmediğiniz oranda, muhakkak biri sizi kendisi için yapar…

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.