Beritan’ca Yaşamak

Zaman Ekim ayını gösteriyor. Emek ve kanla nakşedilen bir tarih. Zamanın bütün yükünü omuzlayan kadınlar artık özgür yaşama bilincine kavuşmuş, bunun için müthiş bir direniş içerisinde ve yazılmamış tarihlerini kendi kanlarıyla yazıyorlar.

0

Edinilen tarih bilinci toplumun ve kadınların hafızası haline dönüyor ki, mücadele dinamizmi ve azmini bu bellekle yürütebilsin. Ekim ayı da tarihten günümüze kadar tüm kadınların direniş mirasının ortaklaştığı bir zaman oluyor. Genç kızları, kadınları ve analarıyla ortaklaşılan kadın zamanıdır Ekim ayı. İştarlarla başlayan, başı dipçikle vurulan Roza Lüxemburglara, suskun öfkeli bakışlarıyla eril sisteme isyan taşıyan yürekleriyle ruhunu teslim etmeyen kadınlara kadar görkemli bir kadın direniş tarihi var. Her direniş öyküsü, özgürlüğün kolay olmadığını kendini cayır cayır ateşlerde yakmaktan, teslim olmamak için uçurumlardan atmaya kadar büyük bedeller istediğini öğretiyor bize. Bedel ödeyen tüm kadınlar makus tarihlerinin hakikatinin arayışçılarıydılar ve büyük direnerek hakikati buldular.

Özgürlük mücadelesi içerisinde Reber Apo’nun kadınla arkadaş olma çabası, bu konudaki ilgi ve arayışlarının örgütlü bir mücadeleye dönüştürülerek boy göstermesi Kadın özgürlük hareketinin gelişimine yol açmıştır. Günbegün büyüyen bir mücadele ile özgür kadın kimliğinde ısrar etmenin yolu çizilmiş oldu. Her şeyden önce bu gerçekliğe katılan başta Kürt kadınları olmak üzere her ulustan her dinden kadınlar fedaice yaşamlarını ortaya koyarak özgürlük mücadelesini ilmek ilmek ördüler. Bu yolda yaşanan her şehadet kendi şahsında özgür kadın kimliğini kendi özgücü ve rengiyle geliştirerek büyüttü. Bese Anuş’tan Azimelere, Çiçeklere kadar süren bir direnişle, kadının kendi gücüne güven ve inancı gelişti. Cizre serhildanında Bınevş Agallerle, kadının halkla olan bütünlüğü ve bağlılığı kanıtlandı. Ardından kadının savaşarak ordulaşması, militanlaşarak partileşmesi hatta Zilanlar şahsında tanrıçalaşma ve Semalarla özgür kadın kişiliğinin somutlaşması gerçekleşti. Genel olarak Özgürlük hareketinin özelde de Kadın özgürlük hareketinin gelişimi hep bu şehitler sayesinde mümkün olmuştur. Her bir dönemin şehidi kendi şahsında kadın özgürlük mücadelesinde yeni bir çığır açmıştır. Şehitlerimiz asırlara sığacak bir etkilenmeyi direniş anlarında yarattılar. Ekim şehitlerimiz de mücadele tarihimizin bir kesiti olup, oldukça önemli ve tarihi gelişmelere vesile olan bir gerçekliktir.

Beritan yoldaş amansız bir mücadeleciydi

Kadın özgürlük mücadele tarihimizde bu ay şehitler ayı olarak anılır. Ekim şehitler kervanı tarihten günümüze, bugünden geleceğe hakikate doğru yol almanın zorlu yürüyüşü sonucunda gerçekleşen bir hakikattir. Ekim ayının “kadın şehitler ayı” olarak anılmasını sağlayan ve sembolleşerek tarihe damgasını vuran gerçeklik, Şehit Beritan’ın (Gülnaz Karataş) özgür, onurlu, direnişçi duruşudur. Dersim direnişinin cesur ve asi kızı, doğduğu topraklara bağlılığını yurtseverlik bilinciyle yoğurarak, bu toprakların direniş geleneğinin canlandığı PKK’de özgürlük mücadelesi saflarına katılır. Kendi tarihine ve geleneklerine bağlılığını mücadele saflarında “bir gün etrafım sarılıp dara girersem Dersimli kadınlar gibi kendimi uçurumlardan bırakırım, ama asla teslim olmam” biçiminde ifade etmektedir. Beritan yoldaşımız bu sözlerine yaraşır biçimde yaşadı ve onurluca şehadete gitti. Beritan arkadaşın belirgin bir özelliği de kişiliğindeki arayışçı yanıdır. Arayışçılık özgürlüğün temelidir. Özgürlük arayışlarla başlar. Beritan yoldaşımızda belirgin olan bu özellik kısa sürede özgürlük tutkusuna dönüşür. Özgürlük tutkunu bu yoldaşımız özgürlüğü ararken özgürlüğün anahtarı olan Önder Apo’yu tanıma ve bütünleşmeye yönelir. Önder Apo’yu görme şansına sahip olmazsa da Önderlik gerçeği kendisinde büyük bir bağlılığa ve mücadele gerekçesine dönüşür. Önderlik gerçeği hakikati içerisinde erimek ve kadın özgürlüğünü sağlamak büyük bir mücadele içerisinde olmayı ve mücadeleci kişilikler olmayı gerektirir. Beritan yoldaşımız da amansız bir mücadeleciydi. Kürdistan’da mücadelenin dilinin savaş olduğunu kısa sürede öğrenmişti. Yaşama dair hele özgür yaşamı ve özgür kişiliği gerçekleştirmeye dair en ufak bir adım atılmasının dahi büyük savaşmaya bağlı olduğu bir ülkede yaşadığını erkenden fark etmişti. PKK özgürlük saflarında özgürleşme yolundaki kişiliğini savaşarak eğitip geliştirdi. PKK mücadelesinde kendinden önceki kadın savaşçıların miras olarak bıraktığı direniş geleneğini sahiplenip onların yolunda daha da geliştirerek büyük savaştı Beritan yoldaş. Savaşın özgürleştireceği ve özgürlüğün de güzelleştireceğine yürekten inanarak “savaşan özgürleşir, özgürleşen güzelleşir, güzel olan sevilir” sözleriyle bu gerçeği yalın bir biçimde ifade etmektedir. Beritan yoldaşımız savaştığı kadar savaştırdı ve yetkinleşerek komutanlaştı, kadın komutanlaşmasının öncülerinden biri haline geldi. Şehadete ulaştığı 1992 Güney savaşından önce Rubarok eylemine takım komutanı olarak katılır. Ve bu eylemde yaralanır. Yüzündeki yara izine baktıkça bu yaranın kendisini güzelleştirdiğini belirtir. Çünkü o, savaşın kanıtı ve kendisinde bıraktığı kalıcı bir işarettir.

En son ’92 yılı Güney savaşı Özgürlük hareketimiz için kader belirleyen bir savaştır. Bu yıllar özgürlük hareketimiz açısından artık mücadelenin halklaşarak zafere doğru yürüdüğü bir dönemdir. Düşman da Kürdistan’da özgürlüğün zaferini engellemek için uluslararası bir konseptle Özgürlük hareketimize karşı topyekün bir yönelim içerisinde oldu. 40 günlük süren kıran kırana bir savaştı. Bu savaşın farklı bir yanı vardı ki, o da Güneyli Kürt işbirlikçiliğinin tam bir ihanet içerisinde Özgürlük hareketimize karşı savaşmasıydı. Beritan arkadaşımız bu savaşa bir cephede komutan olarak katılır. Savaş kendi yoğunluğu içerisinde ikircikliğe müsaade etmez. Bu yanıyla mücadele çizgisinde ve duruşunda net bir yaklaşım ortaya çıkarır. Bu savaşın da net olarak ortaya çıkardığı iki çizgi vardır. Birisi olağanüstü direnişçilik, diğeri ihanet ve işbirlikçilik. Her iki çizgi karşılıklı amansız bir mücadele içerisindedir. Güney savaşı içerisinde işbirlikçi ihanetçi çizgi ile birleşmek isteyen teslimiyetçi kişilik ve duruşlar da açığa çıkmıştır. Böylesi kritik bir anda Beritan arkadaşımızın direnişi devreye girer. Beritan arkadaş savaştığı mevzisinde son mermisine kadar çatışır. İhanetçi işbirlikçi güçlerin “gel, teslim ol” sana bir şey yapmayacağız” çağrılarına karşı kesinlikle teslim olmayacağını belirtir ve onurunu koruyacak bir duruş içerisinde olur. Mermisi bittiğinde ise silahının düşman eline geçmemesi için parçaladıktan sonra kendini uçurumdan atarak şehadete ulaşır. Şehadet anındaki duruşu ile Beritan arkadaş son demlerinde de onurlu, gururlu ve direngen yanıyla yaşadığı gibi ölmesini de bildi. Kendisine esas aldığı ihanet ve teslimiyete karşı direnişçi geleneğin devamcısı ve temsilcisi durumuna gelerek verdiği sözlere yaraşır biçimde tarihe iz bıraktı. Beritan bir kişi değil, etkisi asırlara yayılacak özgür, onurlu kadın duruşu ve ihanete karşı direnişçi çizgi haline geldi.

Ekim ayı işbirlikçi ihanete karşı

Beritanca direnişin adıdır

Beritan yoldaşın duruşunu Önderliğimiz değerlendirirken tüm mücadele eden kadınlara da şu perspektifleri vermiştir. “Kızlarımızı uyaracağım. Kadınlarımız bu konuda çok uyanık olmak zorunda. Beş bin yıllık bir fırsat yakalanmış. Her birine, hepinize birer saray bile verseler yüzlerine tükürün. Kızlar kıyameti koparsın, tekrar sizleri cendereye sokmak istiyorlar. Büyük bir oyun var kadınların üzerinde. Herkes dağdan inse bile, onlar onurlu barış sağlanıncaya kadar mücadele edecekler, inmeyecekler. Beritan direnişini biliyorsunuz. Dersimliydi, biliyorsunuz. YNK’liler bir kayalıkta uçurumun kenarında Beritan’ın etrafını çeviriyorlar, çembere alıyorlar. Teslim ol diyorlar, öyle teslim ol derken de seni Türkiye’ye teslim edeceğiz diye değil, gel kardeşiz sana işkence etmeyeceğiz, gel sadece aramızda kal diyorlar. Ama Beritan bunun gerçekten böyle olmadığını biliyor, özgürlüğüne düşkün, bu durumu kendi onuruna yedirmiyor ve kendini kayalıklardan aşağı fırlatıyor. Beritan sonsuz özgürlük ve Önderlik çizgisine sahipti. Beritan bize vasiyettir. Ben onu mu, Osman’ı mı esas alacağım? İnsan düşerse çok kötü düşer, hayvandan da beter olur. O kızı unutabilir miyiz? O mesajdır. O bize çağrıdır. O bizim için bir Jeanne D’Arc’tır. Onun gibi yüzlercesi var. Onu esas alacağız, onurumuzdur. Onun eylemi sevdanın, onurun eylemidir. Biz onun olduğu yerdeyiz. Herkes Beritan çizgisini takip edecek. Ben bu çizginin bir neferiyim. Onurlu barış gelene kadar bu çizgiyi sürdüreceğiz.” Reber Apo’nun değerlendirmelerinden de anlaşılacağı üzere Beritan arkadaşımızın duruşu Kadın özgürlük mücadelesinin temel çizgisi ve özgür kadın duruşudur. Şehitler hareketi olan özgürlük hareketimiz, şehitleri yaşatma ve anılarına cevap oluşturmayı, direniş miraslarını devralarak mücadeleyi daha da büyütüp geliştirerek yeni bir aşamaya sıçratmayı borç bilmektedir. Şehit Beritan arkadaşın direnişçiliği ve onurlu duruşu da özgürlük mücadelesini farklı bir aşamaya sıçratmanın vesilesi olmuştur. Beritan arkadaşımızın anısına ve ortaya çıkardığı yaşam, savaş çizgisi deneyimine dayanarak Kadın özgürlük mücadelesi özgün kadın ordulaşması geliştirilmiştir. Özgün kadın ordulaşmamız bugünkü adıyla YJA STAR gerilla güçlerimiz, Şehit Beritan arkadaşımızın hayali olan “yüzlerce kadının arka arkaya bu dağlarda özgürlük yürüyüşünü gerçekleştirmesi” artık bir hayal değil, yüzlerce değil binlerce kadın gerilla her gün daha fazla büyüyerek kadın devrimini gerçekleştirmeye doğru yürüyüş halindedir. Beritan arkadaşın vasiyetine bağlılık, ancak kadın özgürlüğünün gerçekleşeceği kadın devriminin başarısını sağlamaktan geçer.

Ekim şehitler ayı işbirlikçi ihanetçi çizgiye karşı Beritanca mücadele ve direnişin sembolleştiği bir aydır. Tabii bu zaman Beritan arkadaşla sembol haline gelse de Ekim şehitlerimiz sadece Beritan (Gülnaz Karataş) arkadaşımızla sınırlı değildir. Gurbetelli Ersöz, Canda Türk, Helin Çerkez, Ronahi Alman, Azime, Meryem, Şervin, Kurdê ve Rotinda, yoldaşlar, Ekim şehitlerimizden sadece bazılarıdır. Bu yoldaşlarımız arasında Kürt, Türk, Çerkez, Alman gibi değişik halk kökenlerinden olanlar bulunmaktadır. Bu şehitlerimizin şahsında da açığa çıktığı gibi Ekim şehitlerimizin bu değişik halk ve kültürel kökenlerden gelmiş olması, Kadın özgürlük mücadelemizin; dil, din, ulus ve sınıf sınırlarını tanımadığı gerçeğidir. Yine bu yoldaşlarımızın her biri, yaşam duruşunda ve mücadeleye katılım tarzında, Kadın Kurtuluş İdeolojisi’nin ilkelerini ve stratejik esaslarını derin bir bilinç ile temsil etmişlerdir. Bu yoldaşlarımızın mücadele içindeki duruşlarını ve katılım biçimlerini yine kendini adama düzeylerini, mücadelemiz derinleştikçe ve genişledikçe daha iyi anlamlandırmaya çalışmak önemli olmaktadır. Şehitlerimize ve mücadele değerlerimize hak ettikleri değeri ve onlara layık bir mücadele duruşunu kendi kişiliğimizde, yaşam ve mücadele duruşlarımızda oturtmak, anılarına bağlı olarak mücadelemizi derinleştirmek açısından önemlidir. Mücadelemizin farklı bir mecraya taşındığı bu yıl, dönümünde, bu kahraman yoldaşlarımızın arkasında bizlere bırakmış olduğu vasiyetlerini yeniden ele alıp anlam derinliğini yakalamak, dönemin emrettiği duruşu kazanmak açısından önemlidir. Bu yoldaşlarımızın bizlere vasiyet ettiklerini yaşama geçirmek ve yaşam bulmasını sağlamak ise en başta gelen devrimci görevlerimiz olmaktadır. İçinde olduğumuz tarihi sürecin başarıya ulaşmasının ve bu süreçten zafer ve özgürlükle çıkmamızın ancak böyle bir partileşme ve militanlaşma gerçeğini yaratarak mümkün olabileceği açıktır. Her birinin yaşam ve mücadele duruşu, katılım düzeyleri kendimize partileşme ve militanlaşma yolunda örnek alacağımız ve yaşamsallaştıracağımız birer ölçü olmaktadır.

Ekim ayının bir yanını şehitler şahsındaki kahramanlık ve direniş gerçekliği oluştururken diğer bir yanı da komplocu, ihanetçi gerçekliktir. Tarihin kendisi de tek bir mecrada akış göstermiyor. Bir yanı direniş, özgürlük, güzellik iken diğer bir yanı da iktidar, zulüm, komplo, ikiyüzlülük olmaktadır. Ekim ayının bir de böyle bir yüzü var. Bilindiği üzere 9 Ekim 1998 yılı Önder Apo üzerinde geliştirilen uluslararası komplonun başladığı zamandır. Önder Apo şahsında bir halkın yok oluşu hedeflenmiştir. Komplonun geliştiği dönemde Önder Apo’nun yüksek öngörüsü ve yoldaşlarımızın Önderlik etrafında ateşten çember oluşturarak “Güneşimizi karartamazsınız” şiarıyla bedenlerini yakma ve fedai eylemleri ile uluslararası komplo amacına ulaşmamıştır. Uluslararası komplo bu yönüyle engellenmiş kesin başarıya ulaşmamış olsa da komplonun tümden etkisizleştirilip, boşa çıkarıldığını belirtemeyiz. Bugün de Önder Apo, özgürlük hareketimiz ve Kürt halkı üzerinde uluslararası komplo devam etmektedir. Uluslararası komplonun boşa çıkarılarak tümden etkisizleşmesi Önder Apo’nun ve Kürt halkının özgürlüğünün gerçekleşmesine bağlıdır. Bu temelde 2012 yılı Ekim ayı da çok yoğun mücadelelere tanıklık etmektedir. Mücadelenin başarılması ve zafere ulaştırılması biz kadın özgürlük militanlarınca ancak ve ancak Beritanca yaşamak ve direnmek yine tüm Ekim şehitlerimizin anısına doğru bağlılık ve vasiyetlerini yerine getirmekten geçer.

Beritan arkadaşımız şahsında tüm özgürlük şehitlerimizi saygı ve minnetle anıyor, anılarına mücadeleyi zafere götürme kararlılığımızı belirtiyoruz.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.